Dost

 
Kimi zaman boşluğa düşer insan…
Kuru bir yaprak gibi savrulduğunu düşünür hayatta, karamsar olur…
Hiç olmadığı kadar yalnızlık duyar için için…
Yuvasından düşen minik bir kuş gibi hisseder, ne yapacağını bilemez.
Ve terk eder kendini, atar kader rüzgârlarının meçhule giden kollarına…
 
Hayat akıp gitmektedir.
Ve hayat akıp giderken, hangi ırmağın onu hangi denize ve hangi denizin hangi
noktaya taşıyacağını bilemez.
 
Tam kayboldum derken, bir de bakar ki; biri çıkagelir…
Duygularını değiştiriverir, o anda hayata nasıl bakacağını şaşırır…
Yeni gelen, denizin onu attığı noktanın bir köşesine ilişip onunla birlikte akmaya
başlar.
Ne yana baksa oradadır. Ağladığında, güldüğünde, efkârlandığında, öfkelendiğinde, hep yanındadır.
Yorulduğunda yaslanacak omuz olur.
Her şeyine katlanır.
Eli-ayağı, gözü-kulağı olur yeri geldiğinde…
 
Aşktan, acıdan, mutluluktan, hastalıktan uyuyamadığı gecelerde yastığıdır.
Bir kumsalda oturup yıldızları sayarken, denize her taş attığında o
vardır yakamoz pırıltılarında…
Bir deniz feneridir, zifiri karanlık ve fırtınalı havalarda sığınacağı
limandır.

 
Onun için artık bir sevgili, bir yoldaş, bir ana, bir baba gibidir…
Ve farkına varmadan, tarifi imkânsız bir tutkuyla bağlanır ona.
Öyle ki: bir gün pılısını pırtısını toplayıp gitmek istese bilir ki
o da ardına düşecektir, peşinde olacaktır.
Gün gelir kendine bile söylemekten korktuğu sırlarını anlatır ona.
O da bir bulmaca gibi saatlerce sıkılmadan çözebilir onu.
Günlerce de konuşsa, dinler…
 
Onunla güler, onunla ağlar…
Geçmiş acılarını paylaşır, hayallerine ortak olur…
Ve bilir saçını tararken ne yaptığını, buzdolabının kapağını nasıl kapatacağını…
Ve onun özelinde, kimseyi kırmayı düşünemez olur artık.
Sonuçta, kendine gelmeye, kendi olamaya başlar…
Coşku ve heyecanla dolar içi…
Aşılması güç, sarp ve yalçın kayaları bir solukta geçebileceği özgüveni duyar…
Gözlerinde bir pırıltı bir mutluluk vardır.
Mavi daha güzel, beyaz daha masum ve kırmızı daha alımlıdır onun için…
Yeni gelen de onunlayken umutludur…
Yanılmaz; söz verdiyse mutlaka gelecektir.
Sabah kalktığında ilk ne yapacağını öğrenmiştir.
Vazgeçilmesi zor bir alışkanlık olmuştur onun için artık…
Dosttur Onun adı…
 
Kaybetmek istemez onu.
Hem zaten es-kaza istese de kaybedemez onu…
 
Ne mutlu böyle bir dost bulana.
 
 
Bu yazı Mistik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s