Kim Zengindir? Veya Zengin Kimdir?

 
 
Kâsım beyin toprakları doğudaki ufuktan batıdaki ufka, kuzey ufkundan güney ufkuna kadar göz alabildiğine uzanıyor ve Kâsım bey de "ne kadar geniş toprakları olduğunu görmek için" her gün atıyla arazisini dolaşmaktan çok mutlu oluyor, her dolaşmasında da topraklarına katmayı düşündüğü yeni toprakları inceleyip planlar yapıyordu.
 
O gün de böyle dolaşırken kiraya verdiği tarlalarından birinde kiracısı Hasan beyi gördü. Atını ondan yana sürdü.
Öğlen sıcağında mola vermiş, ağaca yaslanmış, uyukluyor gibi görünüyordu Hasan bey. Ama biraz daha yaklaşınca aslında uyumadığını, düşündüğünü gördü. Selam verip söze girdi: "ne düşünüyorsun Hasan, binin yarısı beşyüz."
 
Hasan bey de Kasım beyi görmüş, ayakta karşılamış, yanına buyur etmişti. "Verdiği onca nimet için Rabbime şükür ediyordum" dedi utangaç bir sesle.
"Verdiği nimetler için mi? İlâhi Hasan! Senin neyin var ki?" diye gülümsedi Kâsım bey, sesine zoraki bir acıma tonu yükleyerek.
Hasan bey kinayeyi belki anladı, belki anlamadı; "Olur mu beyim? İşte, neye ihtiyacım varsa Rabbim vermiş çok şükür.  O’ndan daha ne isteyebilirim ki? Daha fazlasını İstersem edepsizlik etmiş olurum mazaallah."
 
Kâsım bey, ailesiyle beraber derme çatma bir kulübede yaşayan, bu kulübe ile ekip biçtiği ufacık arazisi bile kiralık olan bu adam -söylediklerinde samimi mi- diye şöyle bir süzdü onu, hiçbir şey anlamadı, fazla da üzerinde durmayıp ayaklandı: "iyi ya, öyle diyorsan öyle olsun, bana müsaade."
 
"Beyim" dedi tereddütlü bir sesle Hasan bey, atına bir sıçrayışta binen Kâsım beyin yanına yaklaşarak, "dün gece bir rüya gördüm: köyün en zengini bu gece ölecek dedi bir ses rüyamda. N’olur kendinize dikkat edin."
 
Gözlerini kısarak Hasan beyin yüzünü bir müddet inceledikten sonra "Sırtın açıkta kalmıştır" dedi Kâsım bey gülerek. Ama evine giderken yol boyunca gittikçe daha çok ciddiye almaya başladı Hasan beyin rüyasını. Sonunda eve vardığında artık oldukça endişeliydi. Yemeğe oturmadan kasabaya adam göndertti doktor çağırmaya. Gecenin bir vakti geldi doktor. Enine boyuna bir güzel muayene etti Kâsım beyi: yok, hiçbir şeyi yoktu. Sapasağlamdı.
 
Kâsım bey biraz rahatladı ama "gecenin bu vaktinde artık dönmeyin, kalın misafirimiz olun, yarın sabah dönersiniz kasabaya" diyerek -n’olur n’olmazına- onu evinde alıkoydu.
 
Saatler geçmek bilmese de nihayet herkesi uyku bastırdı.
Ve sabah oldu.
Kapı çalıyordu.
 
Kâsım bey "dediğim gibi, sırtı açıkta kalmış Hasan’ın" diye gülümseyerek kapıyı açtı.
Hasan beyin hanımıydı kapıyı çalan. İki gözü iki çeşme, yutkuna yutkuna derdini anlattı:
"Kâsım abi… Bizim bey…"
"Sabah namazına kalkamadı… Baktım, ölmüş… Uykuda…"
 
http://groups.google.com.tr/group/bursaforum
 
"The Richest Man In The Valley", Comogy / (Zengin Kimdir, Isoner)
A rich landowner named Carl often rode around his vast estate so he could congratulate himself on his great wealth.
One day while riding around his estate on his favorite horse, he saw Hans, an old tenant farmer. Hans was sitting under a tree when Carl rode by.
Hans said, ‘I was just thanking God for my food.’
Carl protested, ‘If that is all I had to eat, I wouldn’t feel like giving thanks.’
Hans replied, ‘God has given me everything I need, and I am thankful for it.’
The old farmer added, ‘It is strange you should come by today because I had a dream last night. In my dream a voice told me, ‘The richest man in the valley will die tonight.’ I don’t know what it means, but I thought I ought to tell you.’
Carl snorted, ‘Dreams are nonsense,’ and galloped away, but he could not forget Hans’ words: ‘The richest man in the valley will die tonight.’
He was obviously the richest man in the valley, so he invited his doctor to his house that evening.
Carl told the doctor what Hans had said. After a thorough examination, the doctor told the wealthy landowner, ‘Carl, you are as strong and healthy as a horse. There is no way you are going to die tonight.’
Nevertheless, for assurance, the doctor stayed with Carl, and they played cards through the night.
The doctor left the next morning and Carl apologized for becoming so upset over the old man’s dream.
At about nine o’clock, a messenger arrived at Carl’s door.
‘What is it?’ Carl demanded.
The messenger explained, ‘It’s about old Hans. He died last night in his sleep.’
*******
Being rich has nothing to do with money or possessions. But it has everything to do with having a relationship with God.
Bu yazı Mistik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s