Mistik: Bir Zengin, Üç Yoksul

 
 
Şehrin en zengin adamıydı. Yardımı da severdi.
O gün işinden çıkmış evine giderken karşısına yoksul görünümlü biri çıktı.
"Efendim, beş lira istiyorum, verir misin?"
Adam karşılaştığı dilenci arsızlığına ve küstahlığına şaşırdı kaldı.
"Hayrola, benden alacağın mı vardı? Üç lira değil, dört lira da olmaz, ille beş lira mı istiyorsun? Al şu bir lirayı ve bir daha bu şekilde sakın karşıma çıkma" dedi kızgınlıkla.
 
Adam huzuru kaçmış bir vaziyette evine vardı. Tam içeri girecekti ki arkasından biri seslendi:
"Efendim, iki gündür ağzıma doğru dürüst bir lokma girmedi, lütfen bana yardım eder misiniz?"
Biraz önceki yaşadığı tecrübeden mütevellit, canı sıkkın sordu:
"Ne kadara ihtiyacın var?"
"Ne kadar verebilirseniz efendim."
Adamın canının sıkıntısı hemen geçmiş, vicdanı kabarmıştı. Ona 50 lira verdi ve gülümseyerek uğurladı:
"Güzelce doyur karnını. Afiyet olsun."
 
Milyoner, açgözlü olmayan birine yardım etmekten mutlu, evine girdi, ailesiyle günlük hasretini giderip temizlendikten sonra tam sofraya oturacakken kapı çaldı. Açtı, baktı; kapıda hırpani kılıklı bir adam:
"Efendim, sizin hakkınızda çok iyi şeyler işittim ve bundan cesaret alarak sizi rahatsız ediyorum. Sizin gibi şefkatli, hayırsever, cömert insanların varlığı kalbimizi ısıtıyor ve bize Allah’ın varlığını hatırlatıyor."
 
Milyoner şaşkın, kekeledi:
"Lüften içeri buyurmaz mısınız? Yorgun ve aç görünüyorsunuz. Hem biz de yemeğe oturuyorduk."
Dilenci teşekkür ederek girdi, beraber yemeklerini yediler. Yemekten sonra milyoner, yoksul adamı hemen bırakmadı. Balkonda bir kahve içmeye davet ederek konuyu açtı, halini, ahvalini sordu ve ekledi: "size daha çok yardım etmek isterim."
 
"Efendim, benimle ilgilenmeniz büyük bir incelik" diye başladı yoksul adam, "beni sofranıza davet etmeniz bile beni çok mutlu etti. Sizden daha başka ne isteyebilirim? Gerçekten anlattıkları gibiymişsiniz. Allah sizden razı olsun."
Milyoner yoksulun bu yüksek ruh halinden öyle etkilenmişti ki, ona bahçesine bakması karşılığında ömür boyu maaş ve yine ömür boyu ailesiyle kalabileceği bağ evini teklif etti.
 
 
Sözü hiç uzatmayacağım. Ya biz Rabbimizden nasıl istiyoruz? Onunla nasıl iletişim kuruyoruz? Gerçekten, yüreğimizin ta içindeki en samimi dualarımız nasıl?
 
Güzel bir Ramazan dileklerimle efendim.
 
"A Millionaire & Three Beggers", Comogy
There was a good-natured millionaire in the town. Three beggars thought of approaching him for help. The first man went to the millionaire and said: "O Lord! I want five rupees. Please give me." The millionaire was taken aback at this man’s impudence. "What! You demand five rupees from me as though I owe you the money! How dare you? How can I afford to give five rupees to a single beggar? Here, take these two rupees and get away," he said. The man went away with the two rupees.
The next beggar went to the millionaire and said: "Oh Lord! I have not taken a square meal for the past ten days. Please help me."
"How much do you want?" asked the millionaire.
"Whatever you give me, Maharaj," replied the beggar.
"Here, take this ten rupee note. You can have nice food for at least three days." The beggar walked away with the ten rupee note.
The third beggar came. "Oh Lord, I have heard about your noble qualities. Therefore, I have come to see you. Men of such charitable disposition are verily the manifestations of God on earth," he said.
"Please sit down," said the millionaire. "You appear to be tired. Please take this food," he said, and offered food to the beggar.
"Now please tell me what I can do for you."
"Oh Lord," replied the beggar; "I merely came to meet such a  noble personage that you are. You have given me this rich food already. What more need I get from you? You have already shown extraordinary kindness towards me. May God bless you!"
But the millionaire, struck by the beggar’s spirit, begged of the beggar to remain with him, built a decent house for him in his own compound, and looked after him for the rest of his life.
God is like this good millionaire. Three classes of people approach Him, with three different desires and prayers. There is the greedy man full of vanity, full of arrogance, full of desires. He demands the objects of worldly enjoyment from God. Since this man, whatever be his vile desires, has had the good sense to approach God, He grants him some part of the desired objects (even these very soon pass away, just as the two rupees the first beggar got are spent before nightfall).
The other type of devotee prays to the Lord for relief from the sufferings of the world, but is better than the first one, in as much as he is ready to abide by His Will. To him the Lord grants full relief from suffering, and bestows on him much wealth and property.
The third type  he merely prays to the Lord: "O Lord, Thou art Existence-Absolute, Knowledge-Absolute, Bliss-Absolute, etc., etc." What does he want? Nothing. But the Lord is highly pleased with his spirit of renunciation, of desirelessness and of self-surrender. Therefore, He makes him eat His own food, i.e., He grants this man Supreme Devotion to Himself. Over and above this, He makes the devotee to live in His own House For ever afterwards this devotee dwells in the Lord’s Abode as a Liberated Sage
Bu yazı Mistik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s