Video: “Yaban Gülü”nün Hikâyesi

 
 
Nick Cave’in, tutku cinayetlerinin gerçek hikâyelerinden derlediği "Kötü Tohumlar" albümünden bir parça "Yaban Güllerinin Yetiştiği Yer."
 
Kyle Minogue ile düet yaptığı bu hüzünlü parçada  cinayetin hikâyesini öldürülen kız ve onu öldüren adamın ağızlarından dinliyoruz.
 
Bilhassa iyi tanımadıkları (mesela internetten tanıştıkları ) adamlara kanan genç kızlarımıza tavsiye edelim.
 
 
http://www.youtube.com/watch?v=jRMe5H9WKpM
 
 
 
Bana Yaban Gülü diyorlar.
Oysa benim adım Elisa Day.
Neden böyle diyorlar bilmiyorum.
Çünkü benim adım Elisa Day’di.
 
***
 
Onu ilk gördüğüm gün anladım; o bambaşkaydı,
gözlerimin içine bakıp gülümsediğinde.
Dudakları gül rengiydi,
nehir boyu yetişen; öyle kan rengi ve yabani.
 
Kapımı çalıp odama girdiğinde,
titremelerim onun emin kucaklamasında kayboldu.
Benim ilk erkeğim olabilirdi ve dikkatli elleriyle
akan gözyaşlarımı sildi.
 
***
 
İkinci gün ona bir çiçek götürdüm.
Gördüğüm her kadından güzeldi.
Sordum: "bilir misin yaban gülleri nerede yetişir
o tatlı, kan kırmızı ve özgür?"
 
İkinci gün tek bir kırmızı gül ile geldi.
Sordu: "bana sensizliği ve hüznü mü vereceksin?
Başımı sallayıp yatağa uzandım.
"Benimle gelir misin; sana gülleri göstersem?"
 
***
 
Üçüncü gün beni aldı nehire götürdü.
Kırmızı gülleri gösterdi ve öpüştük.
Son duyduğum bir mırıltıydı.
Elinde bir kaya parçasıyla başucumda dikilmiş gülümsüyordu.
 
Son gün onu -yaban güllerinin yetiştiği yeri- göstermeye götürdüm.
Nehir kenarına uzandı. Rüzgâr, bir hırsız gibi sessiz ve hafifti.
Ona bir veda öpücüğü kondururken "bütün güzellikler ölmeli." dedim.
Sonra eğildim ve dişlerinin arasına bir yaban gülü koydum.
 
http://groups.google.com.tr/group/bursaforum
 
Where THe Wild Roses Grow
 
They call me The Wild Rose
But my name was Elisa Day
Why they call me it I do not know
For my name was Elisa Day
***
From the first day I saw her I knew she was the one
As she stared in my eyes and smiled
For her lips were the colour of the roses
They grew down the river, all bloody and wild
 
When he knocked on my door and entered the room
My trembling subsided in his sure embrace
He would be my first man, and with a careful hand
He wiped the tears that ran down my face
***
On the second day I brought her a flower
She was more beautiful than any woman I’d seen
I said, ‘Do you know where the wild roses grow
So sweet and scarlet and free?’
 
On the second day he came with a single rose
Said: ‘Will you give me your loss and your sorrow?’
I nodded my head, as I layed on the bed
He said, ‘If I show you the roses will you follow?’
***
On the third day he took me to the river
He showed me the roses and we kissed
And the last thing I heard was a muttered word
As he stood smiling above me with a rock in his fist
 
On the last day I took her where the wild roses grow
And she lay on the bank, the wind light as a thief
As I kissed her goodbye, I said, ‘All beauty must die’
And bent down and planted a rose between her teeth
Bu yazı Müzik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s