Mistik: Son Hediye

 
 
Ağustos ayında İzmir Torbalı Subaşı beldesinde hayatlarını kaybeden Güler Akpınar, İsmihan Akpınar, Osman Akpınar, Nazmiye Caner ve Mehmet Ali Caner’in anısına
 
 
Yarın bayramdı. Aman Allah’ım! Nasıl da unutmuştum bayram hediyelerini almayı… İş yerimden zor bela birkaç saatlik izin koparıp soluğu en yakın alış veriş merkezinde aldım. Aldım almasına da, ortalık ana-baba günüydü. Anlaşılan sadece ben değil, herkes de unutmuştu yarın bayram olduğunu ve benim gibi son âna bırakmışlardı işlerini.
 
Kalabalıktan fırsat buldukça ilerleyerek nihayet oyuncak bölümüne ulaşabildim. Oyuncaklara ve tabi fiyatlarına göz atarken içim daraldı. Acaba kaç anne-baba çocuğuna böyle pahalı oyuncaklar alabiliyordu ki?
 
Bunu düşünerek oyuncakları taramaya devam ederken rafların önünde 6-7 yaşlarında bir çocuk dikkatimi çekti. Bir oğlan çocuğu olmasına rağmen oyuncak bir bebeği sımsıkı göğsüne bastırmış, bir eliyle de saçlarını okşuyordu. Yüzüne baktım: kaşlarını çatmış, dudaklarını sarkıtmış, besbelli çok mutsuzdu. O an yanıbaşındaki yaşlıca bir hanıma döndü ve titrek bir sesle konuştu:
 
"Niye alamıyoruz babaanne?"
 
Babaannesinin yüzü de onunkinden pek farklı değildi. Küçük torununa gülümsemeye çalışsa da gözlerindeki keder buradan görülebiliyordu.
 
"Sen burada bekle yavrum" dedi, "bir de şu tarafa bakayım. Belki orada aynısından daha ucuzu vardır."
 
Büyükanne uzaklaşınca çocuğa yaklaştım ve neşelendirmek için takıldım: "Ne yapacaksın bu bebeği delikanlı?"
 
Yabancı gözlerle baktı. Sorum kederini dağıtmamıştı. "Kızkardeşim için."
 
Benim hâlâ ilgilendiğimi görünce burnunu çekti ve devam etti. "Anneme vereceğim, o da kızkardeşime götürecek."
 
Kafam karışmıştı. "Neden kendin vermiyorsun? Kızkardeşin nerede ki?"
 
Minik çocuk başını daha çok önüne eğdi ve zor duyulur bir sesle cevapladı: "O cennette."
 
Dünya başıma yıkılmıştı. Tam bir dakika ne diyeceğimi bilemedim. Annesi de mi?
 
Önünde diz çöktüm ve sesimi toparlamaya çalışıp sordum: "Annen?"
 
Başı hâlâ eğik, büzük dudaklarının arasından çıkanları zor yakaladım. "O da gidecekmiş."
 
Kalbim duracaktı. Başını kaldırıp gözlerime baktı. O keder dolu kocaman gözleri hayatım boyunca asla unutamayacağım.
 
"Bak" dedim sesim tökezleyerek, "şu paranı bir daha sayalım istersen. Belki yanlış saymışsındır, belki oyuncağı almana yetecek kadar vardır."
 
Önce tereddüt etti, sonra "tamam" dedi çocukça bir ümitle.
 
O cebindeki paraları çıkarmaya çalışırken arkamı döndüm, cüzdanımdan yeterli miktarda para çıkarıp avucuma sıkıştırdım, tekrar önünde diz çökerek elindeki paraları aldım. El çabukluğuyla diğer avucumdaki paralarla birleştirip yüksek sesle saydım: "Bak! Tam da dediğim gibi, senin paran oyuncağı almaya yeter. Telaştan yanlış saymışsınız."
 
Minik yüzü aydınlandı. "Buraya gelirken Allah’a dua etmiştim: kızkardeşime bebek, anneme beyaz gül alabileyim diye" dedi gözlerimin ta içine bakarak, "beni duymuş… Burada ikisine de yetecek kadar para var."
 
Birazdan babaannesi geldi, çocuk ona müjdeyi verirken ben yanlarından uzaklaştım.
 
Olayı hatırlamıştım. Birkaç gün önceki gazetede yazıyordu: Şehrin varoşlarında alkollü bir sürücü hız yaparken kontrolu kaybederek kaldırıma çıkmış, bir kız çocuğu olay mahallinde hayatını kaybetmiş, annesi koma halinde hastaneye kaldırılmıştı.
 
Bayramın ikinci günü, iç sayfada küçük bir haber olarak yer aldı: kadıncağız da hastanede vefat etmişti. Yerimden kalktım, balkona çıktım, ağladım, ağladım.
 
Daha birkaç gün öncesine kadar mesut, birbirlerini çok seven bir aile vardı. Ama yollarına çıkan alkollü bir adam, bir anda onları darmadağın edivermişti.
 
 
 
İzmir’in Torbalı ilçesine bağlı Subaşı beldesinde düğünden çıkıp yol kenarında yürüyen 5 kişiye, bir otomobil çarptı.
Otomobilin çarptığı Güler, İsmihan, Osman Akpınar ile Nazmiye ve Mehmet Ali Caner olay yerinde öldü. Gözaltına alınan sürücünün, muayenesinde alkollü olduğu belirlendi. (Basın – 18 Ağustos 2008, Pazartesi)

 
http://groups.google.com.tr/group/bursaforum
 
 
"A Boy’s Love", Sweetawnis / (Isoner)
On the last day before Christmas, I hurried to go to the store to buy the remaining gifts I didn’t manage to buy earlier.
When I saw all the people there, I started to complain to myself. It is going to take forever here and I still have so many other places to go… Christmas really is getting more and more annoying every year. How I wish I could just lie down, go to sleep and only wake up after it…
Nonetheless, I made my way to the toy section, and there I started to curse the prices, wondering if all kids really play with such expensive toys.
While looking in the toy section, I noticed a small boy of about 5 years old, pressing a doll against his chest. He kept on touching the hair of the doll and looked so sad. I wondered who was this doll for. Then the little boy turned to the old woman next to him and said: Granny, are you sure I don’t have enough money?
The old lady replied: You know that you don’t have enough money to buy this doll, my dear. Then she asked him to stay here for 5 minutes while she went to look around. She left quickly.
The little boy was still holding the doll in his hand. Finally, I started to walk toward him and I asked him who did he want to give this doll to. It is the doll that my sister loved most and wanted so much for this Christmas. She was so sure that Santa Claus would bring it to her.
I replied to him that maybe Santa Claus will bring it to her, after all, and not to worry. But he replied to me sadly. No, Santa Claus cannot bring it to her where she is now. I have to give the doll to my mother so that she can give it to her when she goes there.
His eyes were so sad while saying this.
My sister has gone to be with God. Daddy said that Mommy will also go to see God very soon, so I thought that she could bring the doll with her to give it to my sister.
My heart nearly stopped.
The little boy looked up at me and said: I told daddy to tell mommy not to go yet. I asked him to wait until I come back from the store.
Then he showed me a very nice photo of him where he was laughing. He then told me: I also want mommy to take this photo with her so that she will not forget me.
I love my mommy and I wish she didn’t have to leave me but daddy says that she has to go to be with my little sister.
Then he looked again at the doll with sad eyes, very quietly.
I quickly reached for my wallet and took a few dollars out and said to the boy. What if we checked again, just in case, to see if you have enough money?
OK he said. I hope that I have enough.
I added some of my money to his without him seeing and we started to count it. There was enough for the doll, and even some spare money.
The little boy said: Thank you God for giving me enough money.
Then he looked at me and added: I asked yesterday before I slept for God to make sure I have enough money to buy this doll so that mommy can give it to my sister. He heard me.
I also wanted to have enough money to buy a white rose for my mommy, but I didn’t dare to ask God for too much. but He gave me enough to buy the doll and the white rose. You know, my mommy loves white roses.
A few minutes later, the old lady came again and I left.
I finished my shopping in a totally different state from when I started. I couldn’t get the little boy out of my mind.
Then I remembered a local newspaper article 2 days ago, which mentioned of a drunk man in a truck who hit a car where there was one young lady and a little girl.
The little girl died right away, and the mother was left in a critical state. The family had to decide whether to pull the plug on the life-assisting machine, because the young lady would not be able to get out of the coma.
Was this the family of the little boy?
Two days after this encounter with the little boy, I read in the newspaper that the young lady had passed away.
I couldn’t stop myself and went to buy a bunch of white roses and I went to the mortuary where the body of the young woman was exposed for people to see before burial.
She was there, in her coffin, holding a beautiful white rose in her hand with the photo of the little boy and the doll placed over her chest.
I left the place crying, feeling that my life had been changed forever.
The love that this little boy had for his mother and his sister is still, to this day, hard to imagine.
And in a fraction of a second, a drunk man had taken all this away from him.
Bu yazı Mistik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s