Mistik: Çocuğunuzun, Sözünüzü Dinlememesini Sağlamanın Yolları

 
 
Yerine getirip getiremeyeceklerini düşünmeden çocuklarınıza bol bol emirler yağdırın.
En tabii haklarını fıtrî davranışları bile yasaklayın
Bir kabahat işledikleri zaman "şimdilik affediyorum" diyerek cezayı devamlı tehir edin.
Sözünüzü dinlemediklerinde kuru tehditler savurun.
 
 
 
Birinci Hikâye
 
            Çocuklarını iyi terbiye ettiklerini zanneden bir ana-baba tanımıştım. Çocuklar daha kahvaltlarını bitirmeden anne emirler yağdırmaya başlardı: "Filiz, yatağını toplamayı, pijamalarını yerine asmayı unutma!", "Koray, sen de odanı toparla. Her gün oyuncaklarını toplamaktan bıktım", "Bak! yine yüzünüzü yıkamadan sofraya oturmuşsunuz"…
Bu istekler, ilk bakışta, her çocuğun yerine getirmesi gereken mutad işlerdi. Ancak ne anne ne de baba, bir gün olsun bunların yapılıp yapılmadığını kontrol etmezlerdi. Çocuklar, bozuk bir plak gibi, her gün aynı şeyleri dinler, fakat hiçbirini yapmazlardı.
Baba, kuru tehditleri ile meşhurdu: "Filiz. Bir daha kitaplarını dağınık görürsem, hepsini çöpe atarım, bilmiş ol!" "Koray, sen de oyuncaklarını sobada yanar görürsen şaşma. Bu dağınıklığa bir son verin artık!"
Çocuklar yağdırılan emirlerin ve savrulan tehditlerin boşa çıktığını çoktan öğrenmişlerdi. Onun içindir ki, bir gün olsun odalarını topladıklarını, eşyalarını yerli yerine koyduklarını ne annesi, ne de babası görebildi.
 
 
İkinci Hikâye
 
Kuru tehditleriyle meşhur bir aile tanımıştım. Babayı bağırırken görenler, onun çok katı bir adam olduğunu zannederdi; "Kaç defa şu kapıyı yavaş kapat dedim sana! Bir daha hızlı kapat da gününü göstereyim!", "Hele bir daha ellerini yıkamadan sofraya otur, bak ne yapıyorum!", "Bir daha izinsiz sokağa çıkarsan, inan olsun, en şiddetli şekilde cezalandırırım.", "Yüzüme bak bakayım, hiç şaka yapar halim var mı?", "Ayağa kalkarsam, doğduğuna pişman ederim!"…
Bunlar komşuların hergün duydukları kuru palavralardı. Bir gün olsun tehditlerini yerine getirmedi. Çocuklar yine kapıları çarparak odalara girdiler, ellerini yıkamadan sofraya oturdular, izin almadan sokağa çıktılar. Baba da bu hallerini gördükçe daha çok sinirlendi. Onları korkutmak için masaya yumruklar indirdi. Ömürlerinde bir daha unutamayacakları bir ceza vereceğini söyleyerek tehditler savurdu.
Çocuklar bunların hiçbirinden etkilenmedi. İçlerinden "İstediğin kadar bağır, birazdan sinirlerin geçer, söylediklerini unutursun" diyerek bildiklerini okumaya devam ettiler.
 
 
Üçüncü Hikâye
 
Çocukların uslu durmasını sağlamak için vaad üstüne vaadler veren bir anne tanımıştım. Bir gün "Çocuklar, bayram geliyor. Hanginiz sözümü daha fazla dinler, uslu durursa hediyenin en kıymetlisini o alacak. En fazla yaramazlık yapana ise hediye yok" dedi.
Bunları söylediğinde bayrama iki ay vardı. Aklı başında, iyi bir çocuk olan Orhan, bu sözler üzerine daha dikkatli davranmaya başladı. Annesini üzmemek için elinden gelen bütün fedakârlığı esirgemedi. Diğer kardeşleri kendisine haksızlık yaptığında bile sesini çıkarmıyor, sabrediyordu.
Cengiz, çocukların en büyüğü olmasına rağmen, en haylazı idi. Kardeşlerinin defterlerini karalar, kitaplarını yırtar, oyuncaklarını kırardı. İyi huylu Orhan, onu ikaz ediyor, böyle giderse bayram sabahı hediye alamayacağını hatırlatıyordu. Yaramaz olduğu kadar cin fikirli de olan Cengiz, onun bu ikazlarına gülüyor, "buna ancak sen inanırsın" diyordu.
Cengiz’in böyle düşünmesinin bir sebebi vardı. Anne, devamlı olarak uslu duranları mükâfatlandıracağını, yaramazlık yapanları cezalandıracağını söyler, ancak hiçbir zaman sözünde durmazdı.
Baba, annenin yaptığı yanlışın farkında idi. "Neden böyle yapıyorsun? Çocukların sana güveni kalmıyor" dediğinde anne kendini şöyle müdafaa ederdi; "Çocuklarım arasında ayırım yapmak istemiyorum. Onlara eşit davranmam gerekir"
Nitekim bayram günü geldiğinde, Cengiz haklı çıkmıştı; Anne, bütün çocuklara eşit değerde hediyeler vermişti. Orhan, o günden sonra iyi bir çocuk olmak için hiçbir gayret göstermediği gibi, elinden geldiğince diğerlerinden daha fazla yaramazlık yaptı. Çünkü annesi tarafından aldatıldığına inanıyordu.
Anne en uslu çocuğunda meydana gelen bu değişikliğin sebebini bir türlü anlayamadı.
 
 
Bu yazı Mistik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s