Farzedin 1908 Yılındasınız. Buyurun; O Zamanın Fıkraları :)

 
 
100 Yıl Öncesinin Sağlık Fıkraları

Nasıl öldürüyor?

Bir hekimi gece yarısı bir hastaya çağırırlar. Hekim derhal evinden çıkar, ama ihtiyat olmak üzere geceleri yanında taşımayı adet edindiği tabancasını telaşla almayı unutmuş olduğundan yarı yoldan dönüp silahını alır. Bu yüzden biraz geciktiğinden hasta sahibine durumu açıklamak ihtiyacı hisseder;

– Tabancamı almayı unutmuşum da, yarı yoldan dönmek zorunda kaldım, onun için geciktim.

Hasta sahibi dalgın mırıldanır;

– Ya! Demek ilaçla öldüremediğiniz hastalar da oluyor.

Bir taşla iki hasta

Tabibin biri hayli uzak bir  yere çağrılmış. Kendini çağıran kadının;

– Sizi bu kadar uzak yere kadar yorduğumuz için kusurumuza bakmayın, demesi üzerine hekim kadının üzülmemesi için cevap vermiş;

– Yok canım! Zaten bu semtte ağırca bir hastam daha vardı. Bir taşla iki kuş öldürmüş oldum.

Şükran borcu

Hasta kendisini sağlığına kavuşturan doktoruna teşekkür ediyor;

– Doktor efendi, doğrusu size o kadar borçluyum ki ömrüm oldukça ödeyemem!

– Abartmayınız efendim, topu topu 500 kuruş.

Vasiyet

Ağır hasta olan arkadaşına yaptığı ziyareti uzattıkça uzatır. Nihayet izin isteyip kalkarken üzüntülü bir ifade takınarak sorar;

– Bir vasiyetin var mı sevgili biraderim?

– Evet, benden sonra bir hastayı yoklamaya gittiğinde yanında çok oturma.

 

Mevzu koca olunca
 

Tabip muayene ettiği kadının oğluna annesinin dul olup olmadığını sorar ve;

– Valide hanımı mutlaka kocaya vermelisiniz. Hastalığının başkaca ilacı yoktur.

Kadının oğlu:

– Aman hekim efendi, altmışından sonra nasıl olur? deyince kadın söylenir;

-Tövbe tövbe!… Ay oğul sen hekimden iyi mi bileceksin?
 
Garaz karıya
 

Adam karısına sıkı sıkıya tenbih eder;

– Aman hanım! Hastalığım bulaşıcı ve tehlikeliymiş. Odama senden başka kimse girmesin.

 

Azrail

 

Bir Arabın birkaç evladı varmış. İçlerinden biri lafazan olduğundan babasının bununla birarada bulunmaya mecali yetmezmiş. Bir gün adam hastalanır, evladı etrafına toplanıp;

– Baba, ruhsat verseniz de kardeşimizi de çağırsak, derler. Adam;

– Aman, kalsın. O beni daha çok hasta eder, derse de çocuklarının rica ve ısrarları üzerine izin verir.
Getirirler. Çocuk babasının yanına oturur oturmaz;

– Vaah babacığım! Ölüyorsun ha? Aman durma kelime-i şahadet getir ki cehennemden azad, cennete dahil olasın! Ben sana dün gelecektim, ama ahbabdan bir zat tavuk kızartması, keşkek, mercimek pilavı, güllaç, baklava, paluze pişirip beni davet etmişti de onun için gelemedim…

diye devam edip giderken adam örtüsünü üzerine çekerek;

– Aman beni örtün, öleyim. Bu oğlan Azrail’i de geçti!

 

Eşkiya usulü

 

Nikris illetine müptela olduğu için daima fayton ile gezen taşralı bir zengin bir gün eşkiya tarafından kaçırılır. Kuru ekmeğe talim ettikten başka bir de hergün falakaya yatırılan adam 40 gün kadar sonra istenen fidye ödendiktenip de eşkiyanın elinden kurtulur kurtulmaz koşa koşa şehire gelir. Bırak yürümeyi koşabildiğini gören ahali;

– Hele çok şükür, illetinizden de eser kalmamış. Ne ile savuşturdunuz? Diye sorduklarında;

– Kırk gün kuru ekmek ve kırk sopa yeyip, nihayet tedavi ücreti olarak 1,000 lira vermekle…

 
Letaif-i Zarif

Bu yazı Eğlence içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s