Türkiye’nin Gladiosu Ergenekon: Türkiye’nin Son Beş Yılının Tuhaf Olaylarının İçyüzü

 

Dünyada 16 ülkede Gladio tipi yapılanmalar oluştu. Bu 16 ülkenin ikisi
dışında tüm ülkelerde ‘devlet içindeki devlet’ oluşumları oldukça can yakıcı
bir şekilde deşifre edildi, sorumluları hapsi boyladı. Öyle ki İtalya’daki
bu deşifre süreci devletin en tepelerinden çok büyük isimlerin kellesini
aldı.
Ama iki ülkenin derin güçleri, Gladio’yu teslim etmemekte direnç
gösterdi.

Bu iki ülke Türkiye ve Almanya. Bu iki ülkenin resmi kaynakları, ortaya
dökülen delilleri ve bilgileri tam olarak kabul etmese de Gladio’nun ipliği
bu ülkelerde tam olarak pazara dökülemedi.

Almanya’yı bir kenara bırakıp kendi topraklarımıza odaklanalım. Gladio’nun
‘Türkiye şubesi’ olarak adlandırılan Ergenekon’la ilgili gerçekleri 2003
yılından sonra öğrenmeye başladık.

2003 ve 2004’te iki ayrı darbe girişimini yönlendiren güç odakları,
Genelkurmay’ın en üst düzeyindeki komutanlardan aradıklarını bulamayınca
yeraltına indiler.

Şamil Tayyar’ın Ergenekon kitabında da işaret ettiği üzere Ergenekon ilk kez
Hakkari-Şemdinli’de ifşa oldu.

Trabzon’da Rahip Santaro cinayetini sırasıyla Sauna çetesi, Cumhuriyet
Gazetesi’ne yönelik bombalamalar ve kanlı Danıştay cinayeti izledi.
Gazetelerine üç kez bomba atılmasını büyük bir reklam kampanyası eşliğinde
‘dinciler’in üzerine yıkan Cumhuriyet’in, bir sonraki adımda olayın gerçek
failleri yakalandığında sus pus oluşunu Türkiye hayretler içinde izledi.

Ve süreç devam etti. Abeyler çetesi, Maliye operasyonu ve nihayet Hrant Dink
cinayeti, iyiden iyiye küstahlaşan Ergenekoncuların hepten çuvallamalarına
neden oldu.

Çuvallamasına çuvalladılar ama bir türlü geri çekilmediler. Savunmaya asla
geçmeyecek, hep hücumda kalacak kadar ‘korkusuzlardı.’
Ele geçirilen
delillerin kah Emniyet’te, kah yargı da göz göre göre karartılması ve
sümenaltı edilmesi onları daha da şımarttı.

Malatya’da bu kez üç Hıristiyan vatandaşımızı, misyoner oldukları gerekçesi
ile boğazlarını kesmek suretiyle öldürttüler. Tetikçilerin, olaydan bir gün
önce yakalattıkları ve polis tarafından el konulan tabancanın cinayet
mahalinde bulunması, ‘Polisin elinde oylan tabancayı zanlılara kim teslim
etti’ sorularına neden oldu.

Üstelik sanık Salih Güner’in, ifadesinde, "Eylemi 16 Nisan’da yapacaktık.
Emre Günaydın geldi ve ’18 Nisan’a alındı’ dedi" sözü kafaları daha da
karıştırdı. Eylem, bu üç kişiye ‘birileri’ tarafından mı dikta ettirilmişti?

Ergenekon’un eylemleri Malatya’da da bitmedi. Takvimler 12 Haziran 2007’li
gösterirken Ümraniye’de 27 adet el bombası ele geçirildi. El bombalarının
Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalarla aynı seriden oluşu ve Kara
Kuvvetleri Komutanlığı’nın zimmetinde oluşu;
poliste, orduda ve devletin
çeşitli kademelerinde uzantıları olan
ve iplikleri iyice pazara çıkan
Ergenekoncuları iyiden iyiye deliye çevirdi.

Bu işin bir intikamı alınacaktı. 11 Eylül 2007 günü bir kez daha kanlarımızı
donduran bir olaya tanık olduk.
Ankara Sıhhıye’de bir kapalı otoparka
bırakılan 600 kilo patlayıcı,
üzerlerine gidelen çete mensuplarından en
büyük mesaj olarak algılandı.

Çeşitli küçük gözaltılar dışında uzun süre bekleyen ve delil toplayan polis,
22 Ocak 2008 günü Ergenekon için düğmeye bastı. Daha önce meclis komisyonuna
bile ifade vermeyecek kadar ‘kudretli’ bir paşanın da aralarında olduğu 43
kişi, farklı illerdeki eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alındı. Veli
Küçük’ün de aralarında olduğu pek çok tutuklu halen hapiste.

Ve bugün… Ergenekon’da son perde. Evet ‘Altın Vuruş’a sadece bir kaç bir
adım kala…

Takvimler 21 Mart’ı gösterirken bir kez daha büyük tutuklamalarla uyandık.
Gece yarısı Ankara ve İstanbul’da eş zamanlı operasyonlar düzenleyen
polis, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ulusal Kanal Genel
Yayın Yönetmesi Ferit İlsever, Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve
başyazarı İlhan Selçuk, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan
Bolluk, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu,
gazeteci Adnan Akfırat ve iş adamı İbrahim Benli’nin de aralarında olduğu 8
kişiyi gözaltına aldı.

Ergenekon yapılanmasının devlet içindeki çeteleşmelerin büyük hücrelerinden
biri olduğu, Atabeyler ve Sauna gibi oluşumların bu odakların küçük
hücrelerinden sadece bir kaçı olduğu artık ayyuka çıkan gerçekler.

Uzmanlar, bu tür hücrelerin sayısını onlarla ifade ediyor. Ancak
Ergenekon yapılanmasının ana gövdelerden biri olduğu belirtiliyor.

Bugün çok önemli isimler gözaltına alındı. Hukuk, bu isimlerin
Ergenekon’daki yerini tam olarak tespit ettikten sonra kararını verecek.

Ama iş bununla bitecek mi? Uzmanlar ve süreci yakından takip eden
gazeteciler; medya, iş ve eğitim sektöründen flaş isimlerin de gözaltına
alınabileceklerini söylüyor. Hatta iddialar,
bazı kudretli paşaların ve
serveti milyar dolarları bulan işadamlarının da
işin içinde olduğu
yönünde. Haber merkezimize ulaşan isimler, en başından beri büyük kellelerin
alınacağını yazıp çizen bizlerin dahi ağzını beş karış açmış durumda. Bu
işin sonunun nereye varacağını ya da ‘vardırılmayacağını’ hep birlikte
göreceğiz.

 

Şamil Tayyar, Ahmet Onurlu, 20 Mart 2008

 

Bu yazı Haberler ve politika içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s