Hayvanlar da Hissediyor

 

Ülkemizde sahipsiz hayvanların korunması ve beslenmesi için vakıflar kurulurken Fransız düşünür ve doğabilimci Rene Descartes, ”Düşünüyorum, öyleyse varım” diyor ve hayvanları duyguları olmayan, pervasızca sarf edilebilir yaratıklar olarak tanımlıyordu. Ancak Descartes’ın mantığı 16’ıncı yüzyılda kaldı ve Avrupalı araştırmacılar hayvanların insanlara yakın bazı yetkeneklere sahip olduğu ve ruhî acılar çekebildiği yönünde güçlü deliller elde etti.

 

Alman Der Spiegel dergisi, insan eliyle eziyete uğrayan, bilim adına deneylerde kullanılan, hastalıklar nedeniyle kitlesel olarak itlaf edilen ve canlı nakiller sırasında telef olan hayvanların duygu dünyasını kapak yaptı. Dergideki yazıya göre hayvanbilimcilerin yaptığı son araştırmalar hayvanların ruhî yaşantısının sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar şunu söylüyor; "Hayvanlara eziyet etmek, aslında insanlık haysiyetini zedeliyor."
 

Alman Hayvanları Koruma Derneği’nin Başkanı Wolfgang Apel, Spiegel’e yaptığı açıklamada, ”İnsanlar, hayvanların da kendileri gibi hissedebilen bir canlı olduğunu artık kabûl etmeliler” diyor.

 
 
-Her yıl gıda zincirine girmek üzere yetiştirilen 44 milyon hayvanın 1 milyonu çöpe gidiyor. Çünkü bu hayvanlar mezbahaya canlı olarak ulaşamıyor: ömürlerini yarı karanlık ahırlarda geçiren hayvanlar, mezbahaya götürülmek üzere ilk kez gün ışığına çıkarıldıklarında kalp krizi geçiriyorlar.
 
-Her yıl 43 milyon yumurta tavuğu çiftliklerde kıpırmadan yaşıyor. İstiflenmiş vaziyette duran tavuklar kanat bile çırpamıyor.
 
-Avrupa’da her yıl 250 milyon sığır, at ve koyun canlı olarak naklediliyor. Bu hayvanlar 20-30 saat boyunca hiç kıpırdamadan, susuz yolculuk yapıyor. Yolculuk esnasında her on hayvandan biri ölüyor.
 
-Bilimsel deneylerde de hayvanlar toplu kıyıma uğruyor. Yılda 1,600,000 köpek, kedi, maymun ve fare laboratuvarlarda eziyete uğruyor. Bu hayvanların bir kısmı mikrop bulaştırılarak hastalanıyor, bir kısmı zehirleniyor, bir kısmının da vücutları kesiliyor. İtiraz deneylere değil, deneylerdeki insafsız hayvan israfına…
 
Oysa en önemli sorunları insanlarla konuşamamak olan hayvanlar şaşırtıcı kabiliyetler gösteriyor. Meselâ fareler zehirli yiyecekleri ayırt edebiliyor, filler ölen yakınları için ağlıyor, bazı maymun türleri bir yaşındaki çocuğun anlayamayacağı matematik işlemlerini çözümleyebiliyor, bazılarının zekâsı ise dört yaşındaki çocuklarınkine eşit.
 
Elbette sadece bunlar yüzünden değil; can taşıdıkları, acıları hissettikleri için, bizim insafımıza terk edilmiş oldukları için onlara nasıl davrandığımız, aslında bizim ne kadar insan olduğumuzu gösterir dersek abartmış mı oluruz?

 

Derleme
 
 
 

Bu yazı Hayat içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s