Mistik: Karıncanın Hakkı

 
 
Güneşli bir sabah Topkapı Sarayı’nın avlusunda bulunan Has Oda’nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerledi. Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için böyle arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi.

O gün deniz, ağaçlar sanki bir başka güzeldi. Yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Yanlarına yaklaştı, inceledi: neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını. "Ağaçları ilaçlatmalı" diye düşündü. Böylece ağaçlar rahat bir nefes alacaklardı. Fakat biraz daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Öyle ya! Karıncalar da can taşıyordu. İşin içinden çıkamayınca hocası Ebussuud’un odasına gitti. Ama hocası odada yoktu. Hemen oracıkta bulduğu kâğıt parçasına, aklına takılan soruyu yazdı:

 
Meyve ağaçlarını sarınca karınca,
Günah var mı, karıncayı kırınca?

Bir ara hocasının odasına tekrar uğradı. Yine yerinde yoktu. Ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kâğıdın üzerine kendi yazısı dışında bir şeylerin daha yazılmış olduğunu fark etti. Eline aldı, okudu. Yüzünde bir tebessüm belirdi.

Hocası Ebussuud efendi sorusunu cevaplamıştı:

Yarın Hakk’ın divanına varınca,
Süleyman’dan hakkın alır karınca.

 

Alıntıdır
 
 
Bu yazı Mistik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s