Yitik Ruhlarımıza Ağıt

 

 

İlahi!…

Aynam kırıldı. Ellerim taş atmaktan yorulmadı; Sen ise bağışlamaktan… Ne kadar yücesin İlahi!…

 
Bir ışık son ışık kaldı göğümde. Ayetler reklam aralarında iniyor artık evimize. Biliyorum çalmaz melek kapımı(zı) ; çocuklarımı(zı) ayrı tut amel defterim(iz) de. Çünkü onlar masum biz ise kirli.

 
Yüzümü kimin yüzüne sürsem artık ağlamıyor kimse. Herkes plastikten kulluklar sunuyor bize. Dayanamıyorum… Ellerime bir taş alıp atıyorum yüzüme. Parçalanıyor gök ve yer. Kıyametimi kendi ellerimle yaşıyorum şehrin şuh kokulu ellerinde. Ellerim ellerine değiyor şehir tenine. Şehir devriliyor üstüme çanak antenleriyle. Çanak tutuyor kulluklar erotizme.

 
İlahi!…
Aynam kırıldı. Ellerim taş atmaktan yorulmadı; Sen ise bağışlamaktan… Ne kadar yücesin İlahi!…

 
"Afrikada öldürülse bir yerli; canı bende çıkıyor, seni bildim bileli"… diyordu şair. Ben ölsem kimde canım çıkar diye soruyorum kendi kendime. Cevabını bulamıyorum İlahi!… Bir tek kulluğumuza talip günahlar sahip çıkıyor bedenimize. Kirlendikçe şair oluyoruz artık bu demlerde.

 
Atılan her taş aynama çarpıyor artık. Her kelime sahte bir yüz geçiriyor düşlerime. Senin isimlerin aynada kırık bir çizgiye dönüyor nedense. Günahlar kuşattı bizi. Kalelerimiz, yani kardeşliklerimiz, ayetlerimiz, elçilerimiz tek tek düşüyor. Birde koynuna düşüyor kadınların yıldızlar tek tek. "Biz" yok artık İlahi!… Kulluklarımız bile şöhrete muhtaç. Onun için dilekler artık çaputlarla ekranlara bağlanıyor.

 
Bir damla düştü göz bebeğime. Kanlandı. Günah işlemekten yorgun düşmüş ellerim çanaklandı. Çırpınıyor ruhumuz; ama zevkten. Herkes aynı ipe sarılmıyor artık; aynı ipte çekiliyor kardeşlikler. Umudumuz artık başkalarının günahları oldu.

 
İlahi!…
Aynam kırıldı. Ellerim taş atmaktan yorulmadı; Sen ise bağışlamaktan… Ne kadar yücesin İlahi!…

 
"Habibim… Giyim-kuşamı ve konuşması seni etkileyenler var aranızda. Onlar giydirilmiş kütük gibidirler…" diyorsun bir ayetinde. Ben hiç giyim-kuşamımla etkileyemedim çevremi. Ama kelimeleri ve konuşmayı giydirebildim her zaman.
Kendimi cehenneme atılacak kütük gibi hissediyorum. Tek umudum bu kütükten kalem ve kağıt olup senin salih kullarının elinde sana hizmet etme fırsatı vermen.

İlahi !
Aynam kırıldı,Yüzümü seçemiyorum.Ellerim taş atmaktan yorulmadı; Sen ise bağışlamaktan… Ne kadar yücesin İlahi!…

 

 

Servet Hocaoğulları

 

 

  

Bu yazı Mistik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s